Olgunluğa erişmemiş kafanın özelliği, bir dava uğruna seve seve can vermektir. Olgun kafanın özelliği ise, bir dava uğruna seve seve yaşamaktır. Salinger
............................
Eğer elinizde bir çekiç varsa, gözünüze herşey çivi gibi görünmeye başlar.
Abraham Muslow
..........................
" SavaÅŸ, bir ülkede üç ordu bırakır: Yas tutanlar ordusu, sakatlar ordusu, hırsızlar ordusu.”
Alman Atasözü
.........................
"Kitabın azı ağıdır, ancak çoğundan iyilik gelebilir. Bir okuduğunuz, bir önce okuduğunuzun kötülüğünü giderir." Nurullah Ataç (12.06.1954, İst. Sahaflar Çarşısı Anı Defteri)
..........................
"Bilelim ki kazandığımız başarı milletin kuvvetlerini birleştirmesinden ileri gelmiştir. Eğer aynı başarıları, zaferleri ileride de kazanmak istiyorsak, aynı esasa dayanalım, aynı yolda yürüyelim. M. Kemal Atatürk
..........................
"Suçsuz kimseye karşı düzenlenen bir fesada ne çabuk inanılıyor. Her türlü övülmeye değer bir kimse övülse, kimse iştahla dinlemez. Ama çekiştirmeye dikkatle ne kadar çok kulak açılır. Bilmem neden insanlardan öç almak, hücümla onların en duygulu damarlarını kanatmak bizim en büyük zevkimizdir." Hüseyin Rahmi Gürpınar, "Ben Deli miyim"
.........................
"Herkes kızabilir, bu kolay. Ancak doğru insana kızmak, gerektiği kadar kızmak, doğru zamanda kızmak, doğru konuda kızmak ve doğru şekilde kızmak... İşte bu hiç de kolay değil." Aristo
...........................
"Öfkeli iken konuşun; bütün zamanlar için pişman olacağınız en iyi konuşmayı yapmış olursunuz." Henri Word Beecher
……………………..
"Kızmak, kaybetmek demektir." Ord. Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay
.....................................
"Her ne yaratırsam, her ne kadar çok sevsem de yarattığımı, çok geçmeden ona ve sevgime karşı olmam gerekir. Böyle ister benim iradem." Friedrich Nietzsche
.................................
"Moda, dün beğendiğimiz ama bugün beğenmeyip vazgeçtiğimiz ve yarının
ne olacağını bilmeden terk etmeye hazır olduğumuz düşünce veya görüntülerdir."
Kerim Kerimol
...................................
Genç şair! Karıştır, oku bu kitabı! Sonra da, işte zaman silgisi, kurşunkalemle yazılmıştır, aklından sil çıkar ki, ben işine karışmış olmayayım, sen gene bildiğin gibi yaz, bildiğini oku!
Behçet Necatigil
........................................
Ermiş, bir elinde kova su, öteki elinde ateşle hızlı hızlı yürüyormuş.
"Nereye gidiyorsun" demiÅŸler,
"Åžu gördüğünüz suyla cehennem ateÅŸini söndüreceÄŸim, ateÅŸle de cenneti tutuÅŸturacağım" demiÅŸ. "İnsanlar iyilik ve kötülük yapmalarını, cehennem korkusuna ve cennet umuduna baÄŸlamasınlar diye"(İşte, ahlâk anlayışının kökü: Ahlâk, cehennemde yanmaktan korktuÄŸu için ibadet eden, cennete girme umuduyla hayır iÅŸleyen insanın yüreÄŸindeki çıkar boyutundan tamamen bağımsız bir ÅŸeydir.) Zülfü Livaneli’den alıntı
...........................................
"Dinin çeşitli boyutlarından ilk akla geleni, ahlaksal yanıdır. Din, doğrunun yanlıştan ayırdedilmesini öğretir. Din sayesinde bir işadamı vergi kaçırmamaya, öğrenci kopya çekmemeye, politikacı oy satın almamaya, bürokrat da rüşvet almamaya yönelebilir...Ne var ki, son zamanlarda insanların dinin bu tür ahlaksal, manevi ve toplumsal boyutlarını ihmal ettikleri görülmektedir. Tam tersine, anlaşılan ve benimsenen, dinin politik boyutudur. Din, politik fırsatlar da sunar. Çünkü, bu alan, inancın yanısıra dinsel bir topluluğu da içerir. Bir dinsel topluluk ise, politikacı için oyları alalınacak kalabalıklar demektir. Dine bağlılık duygusunun sömürülmesi kendi başına kötü bir şeydir. Ama, daha da kötüsü, dini, insanları korkutmak ve kontrol altında tutmak için kullanmaktır. Bu durumda din, sevginin gücüne tanıklık edeceğine, güç peşinde koşma sevdasına tanıklık eder. Din ile devletin, din ile politikanın birbirinden ayrılması öğretisinin temelinde kişilerin dini kullanarak insanları bölmesinden duyulan korku yatar. Thomas Jefferson bu öğretiyi Amerika Birleşik Devletleri'ne benimsetmişti ve girişiminden Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi'nin kabul edilmesinde oynadığı rolden daha fazla gurur duyuyordu." Rajmohan Gandhi (Mahatma Gandhi'nin Torunu)
.........................................
“BildiÄŸimizi sanmamız, öğrenmemizin en büyük düşmanı olmuÅŸtur.” Cloude Bernard
.....................................
Tecrube, herkesin hatalarına verdiği isimdir. Oscar Wilde
………………………
İnsanlığın gerçek hazinesi, binlerce yıldan bu yana taş üstüne taş koyar gibi biriktirdiği hataların toplamıdır. Ortega Y. Gasset
……………………..
Yurdunu sevmek, dünyayı sevmek, yurdundaki ve dünyadaki bütün insanları sevmek varken, neden sevgimizi sınırlamak isteriz? Neden bazı Türkler sadece Türkleri sever, bazı Yunanlılar sadece Yunanlıları sever, bazı Almanlar sadece Almanları sever, bazı Sırplar sadece Sırpları sever, bazı Ruslar sadece Rusları sever? Başka dili konuşan, başka dini inançları olan, başka ırklardan gelen insanlardan neden korkarız? Neden sadece kendimiz gibi olanların iyiliğini isteriz de başkalarının kötülüğünü isteriz. Yok eğer, "ben herkesin iyiliğini istiyorum ama yine de milliyetçiyim" diyorsak o zaman milliyetçilik kavramının ne anlamı kalıyor? Milliyetçilik sözcüğünün yerine "dünyaseverlik", "yurtseverlik" ve "insan-severlik" sözcüklerini kullanmak daha anlamlı olmuyor mu? Yoksa biz Yunus Emre'nin, Mevlana'nın yetiştiği topraklarda değil de başka bir yerde mi yaşıyoruz? Örsan K. Öymen
..........................
Aynı konu, yahut aynı kelimeler, bir defadan fazla işe yaramaz. Paul Élaurd
…………………………..
“İbadet yetmiÅŸ çeÅŸittir. En faziletlilerinden biri de helal rızk kazanmaktır.”
Hz. Muhammet, (KeÅŸfü’l Hafa, no:1699)
..................................
Kimse tam anlamıyla kötü değildir, kötüyse bunda toplumun payını aramak lazımdır. Kötülüklerimizin çoğu kendimizi tehdit altında hissettiğimizde çıkar. Kendine güvenenler kötü olma gereği duymazlar. Sulhi Dölek
.................................
Ulusların ve ırkların başka ulus ve ırklara karşı duydukları kin ve nefret, onlardan üstün olduklarını düşünmelerinden değil, tam tersine güvensizlik ve güçsüzlüklerinden kaynaklanır.
Hermann Hesse
...................................
Ben dinozorum, dinozorluğu, geçmişin doğruluğu kanıtlanmış ve yadsınmaz değerlerini yeni sentezler yaparak geleceğe taşımayı amaçlayan bir yaratık olarak tanımlıyor, dinozorluğumla övünüyorum. Mina Urgan
.....................................
İnsan, yalnız kişisel yaşamını yaşamaz, aynı zamanda çağının ve çağdaşlarının yaşamını da yaşar, bilinçli ya da bilinçsiz olarak. Thomas Mann
|